• MAĞAZA KAPATMA NEDENİYLE İŞGÜCÜ FAZLALIĞI OLUŞMASI

    İlgili Kanun / Madde
    4857 S.İşK/18-21

    T.C
    YARGITAY
    9. HUKUK DAİRESİ  

    Esas No. 2008/26678
    Karar No. 2008/21167
    Tarihi: 21.07.2008
                                                                                                                             
    l MAĞAZA KAPATMA NEDENİYLE İŞGÜCÜ FAZLALIĞI OLUŞMASI
    l FESİH SONRASI YENİ İŞ ÖNERİLMESİ
    l GEÇERSİZ FESİH

    ÖZETİ: Somut uyuşmazlıkta, davalı işverenin davacının çalıştığı Marmaris mağazası işyerini kapattığı, kapatma sonrası bu işyerinde çalışanların istihdam fazlası olacağı anlaşılmaktadır. Davalı işveren, fesihten önce davacıya aynı bölgede bulunan işyerlerinde çalışma teklifi yapıldığını, ancak davacının kabul etmediğini, feshin kaçınılmaz olduğunu savunmuş, davacı ise fesihten önce değil, fesihten sonra teklif yapıldığını, tazminatların ödenmesinin nakli kabul etmeme belgesinin yazılması ve imzalanması şartına bağlandığını iddia etmiştir. Gerçekten de dosya içeriğine göre, fesih tarihi 13.10.2007 tarihi olmasına rağmen, görev teklif yazısı ile görevi kabul etmeme yazısı 16.10.2007 tarihini taşımaktadır. Tanık anlatımları da davacı iddiasını doğrulamaktadır. Maddi olgulara göre davacının iş sözleşmesi feshedilmeden, fesih dışındaki bir önlem ile diğer işyerlerinde değerlendirme olanağı bulunmaktadır. Ancak fesihten önce davacı işçiye, işveren tarafından diğer işyerlerinde çalışma teklifi yapılmamıştır. Fesihten sonra yapılan teklif sonuca etkili değildir. Kaldı ki teklifin kabul edilmemesi, tazminatların ödenmesi koşuluna bağlanmıştır. Davalı işveren feshin kaçınılmaz olduğunu kanıtlayamadığından ve davacının davalının diğer işyerlerinde değerlendirme imkanı bulunduğu anlaşıldığından, davacının iş sözleşme-sinin feshi geçerli nedene dayanmamaktadır. Davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddi hatalıdır.

    DAVA: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
    Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla,
    dava dosyası için Tetkik Hâkimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini, fesihten sonra kıdem ve ihbar tazminatlarını alabilmek için diğer işyerlerine nakli kabul etmediğine dair belge yazdırılıp, imzalatıldığını belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
    Mahkemece savunmaya değer verilerek, davacının çalıştığı işyerinin davalı işveren tarafından kapatıldığı, bu işyerinde çalışan işçilere başka mağazalarda çalışmaları için teklif yapıldığı, teklifi kabul edenlerin iş sözleşmelerinin feshedilmediği, kabul etmeyenlerin feshedildiği, davacının fesihten ailevi nedenlerle kabul etmediğini açıkladığı, teklifin bu nedenle kabul edilmemesi karşısında fesihten sonra yapılmış olmasının sonuca etkisinin olmadığı, kapanma kararının yerindelik denetimine tabi tutulamayacağı, kapatılma sonucu istihdam fazlası olan davacının feshin son çare olması ilkesi uyarınca başka işyerinde görevlendirilmesinin teklif edildiği, ancak davacının kabul etmediği, iş sözleşmesinin feshinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca geçerli nedene dayandığı gerekçesi ile karar verilmiştir.
    4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri kavramına yer verildiği halde, işletmesel karar kavramından söz edilmemiştir. İşveren amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu kararlar, yönetim hakkı kapsamında alabilir. Geniş anlamda, işletme, işyeri ile ilgili ve işin düzenlenmesi konusunda, bu kapsamda işçinin iş sözleşmesinin feshi dâhil olmak üzere işverenin aldığı her türlü kararlar, işletmesel karardır. İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan fesihte, yargısal denetim yapılabilmesi için mutlaka bir işletmesel karar gerekir, iş sözleşmesinin iş, işyeri veya işletme gereklerine dayalı olarak feshi, işletmesel kararın sonucu olarak gerçekleşmekte, fesih işlemi de işletmesel karar çerçevesinde değişen durumlara karşı işverene tepkisini oluştur-maktadır. Bu kararlar işletme ve işyeri içinden kaynaklanan nedenlerden dolayı alınabileceği gibi, işyeri dışından kaynaklanan nedenlerden dolayı da alınabilir.
    İşletmesel karar söz konusu olduğunda, kararın yararlı ya da amaca uygun olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılamaz; kısaca işletmesel kararlar yerindelik denetimine tabi tutulamaz, işverenin serbestçe işletmesel karar alabilmesi ve bunun kural olarak yargı denetimi dışında tutulması şüphesiz bu kararların hukuk düzeni tarafından öngörülen sınırlar içinde kalınarak alınmış olmalarına bağlıdır.
    4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/2 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir, işveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. Bu kapsamda, işveren fesihle ilgili karar aldığını, bu kararın istihdam fazlası meydana getirdiğini, tutarlı şekilde uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlamalıdır.
    İşverenin, dayandığı fesih sebebinin geçerli (veya haklı) olduğunu uygun kanıtlarla inandırıcı bir biçimde ortaya koyması, kanıt yükünü yerine getirmiş sayılması bakımından yeterlidir. Ancak bu durum, uyuşmazlığın çözümlenmesine yetmemektedir. Çünkü yasa koyucu işçiye başka bir olanak daha sunmuştur. Eğer işçi, feshin, işverenin dayandığı ve uygun kanıtlarla inandırıcı bir biçimde ortaya koyduğu sebebe değil, başka bir sebebe dayandığını iddia ederse, bu başka sebebi kendisi kanıtlamakla yükümlüdür. İşçinin işverenin savunmasında belirttiği neden dışında, iş sözleşmesinin örneğin sendikal nedenle, eşitlik ilkesine aykırı olarak, keza keyfi olarak feshedildiğini iddia ettiğinde, işçi bu iddiasını kanıtlamak zorundadır.
    Feshin işletme, işyeri ve işin gerekleri nedenleri ile yapıldığı ileri sürüldüğünde, öncelikle bu konuda işverenin işletmesel kararı aranmalı, bağlı işveren kararında iş görme ediminde ifayı engelleyen, bir başka anlatımla istihdamı engelleyen durum araştırılmalı, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı (tutarlılık denetimi), işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı (keyfilik denetimi) ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı (ölçülülük denetimi-feshin son çare olması ilkesi) açıklığa kavuşturulmalıdır.
    İşletmesel kararın amacı ve içeriğini belirlemekte özgür olan işveren, işletmesel kararı uygulamak için aldığı tedbirin feshi gerekli kıldığını, feshin geçerli nedeni olduğunu kanıtlamalıdır. İşletmesel kararın amacı ve içeriğini serbestçe belirleyen işveren, uygulamak için aldığı, geçerli neden teşkil eden ve ayrıca istihdam fazlası doğuran tedbire ilişkin kararı, sürekli ve kalıcı şekilde uygulamalıdır. İşveren işletme, işyeri ve işin gerekleri nedeni ile aldığı fesih kararında, işyerinde istihdam fazlalığı meydana geldiğini ve feshin kaçınılmazlığını kanıtlamak zorundadır. İş sözleşmesinin feshiyle takip edilen amaca uygun daha hafif somut belirli tedbirlerin mevcut olup olmazlığının değerlendirilmesi, işverenin tekelinde değildir. Bir bakıma feshin kaçınılmaz olup olmadığı yönünde, işletmesel kararın gerekliliği de denetlenmelidir. Feshin kaçınılmazlığı ekonomik açıdan değil, teknik denetim kapsamında, bu kararın hukuka uygun olup olmadığı ve işçinin çalışma olanağını ortadan kaldırıp kaldırmadığı yönünde, kısaca feshin son çare olması ilkesi çerçevesinde yapılmalıdır.
    İş ilişkisinde işletmesel kararla iş sözleşmesini fesheden işveren, Medeni Kanun'un 2. maddesi uyarınca, yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken, keyfi davranmamalı, işletmesel kararı alırken dürüst olmalıdır. Keyfilik denetiminde işverenin keyfi davrandığını işçi iddia ettiğinden, genel ispat kuralı gereği, işçi bu durumu kanıtlamalıdır.
    Somut uyuşmazlıkta, davalı işverenin davacının çalıştığı Marmaris mağazası işyerini kapattığı, kapatma sonrası bu işyerinde çalışanların istihdam fazlası olacağı anlaşılmaktadır. Davalı işveren, fesihten önce davacıya aynı bölgede bulunan işyerlerinde teklif yapıldığını, ancak davacının kabul etmediğini, feshin kaçınılmaz olduğunu savunmuş, davacı ise fesihten önce teklif yapılmadığını, fesihten sonra teklif yapıldığını ve tazminatların ödenme koşulunu nakli kabul etmeme belgesinin yazılması ve imzalanması şartına bağlandığını iddia etmiştir. Gerçekten de dosya içeriğine göre, fesih tarihi 13.10.2007 tarihi olmasına rağmen, görev teklif yazısı ile görevi kabul etmeme yazısı 16.10.2007 tarihini taşımaktadır. Tanık anlatımları da davacı iddiasını doğrulamaktadır. Maddi olgulara göre davacının iş sözleşmesi feshedilmeden, fesih dışındaki bir önlem ile diğer işyerlerinde değerlendirme olanağı bulunmaktadır. Ancak fesihten önce davacı işçiye, işveren tarafından diğer işyerlerinde çalışma teklifi yapılmamıştır. Fesihten sonra yapılan teklif sonuca etkili değildir. Kaldı ki teklifin kabul edilmemesi, tazminatların ödenmesi koşuluna bağlanmıştır. Davalı işveren feshin kaçınılmaz olduğunu kanıtlayamadığından ve davacının davalının diğer işyerlerinde değerlendirme imkanı bulunduğu anlaşıldığından, davacının iş sözleşmesinin feshin geçerli nedene dayanmamaktadır. Davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddi hatalıdır.
    4857 sayılı iş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
    HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
    1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
    3.Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
    4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
    5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
    6. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
    7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 500-YTL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
    8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, Kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 21.07.2008

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ