• KESİNLİK SINIRININ BELİRLENMESİ

    İlgili Kanun / Madde
    4857 S.İşK/17
    1475 S.İşK/14
    1086 S.HUMK/427

    T.C
    YARGITAY
    9. HUKUK DAİRESİ  

    Esas No. 2008/17370
    Karar No. 2008/34643
    Tarihi: 22.12.2008    
                                   
    l KESİNLİK SINIRININ BELİRLENMESİ

    ÖZETİ: Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
    Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
    İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
    Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
    Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
    Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının talep edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
    Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde, kısaca kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.

    DAVA: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Yerel mahkemece, kıdem tazminatının kısmen kabulüne, diğer alacakların ve davanın ihbar edilen yönünden reddine, ret nedeni ile ihbar edilen lehine davalı yararına vekâlet ücretine karar verilmiştir.
    Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine mahkemece kararın temyiz kesinlik sınırı içinde kaldığı gerekçesi ile temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
    Temyiz isteminin reddine dair kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyizi üzerine dava dosyası için Tetkik Hâkimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK.'un 427/II maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
    Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
    İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
    Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
    Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
    Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
    Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde, kısaca kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
    Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, 5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği HUMK.'un 427. maddesindeki kesinlik sınırının is mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
    Türk Hukuku uygulamasında olduğu gibi Alman Hukukunda; Alman Federal Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarında hukuki dinlenilme hakkının ihlali gibi önemli konularda mahkemenin ağır hatalı karar vermesinde dahi kesinlik sınırının gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır (Bkz. BVerfG, NJW 91. sh: 2622; BGH, MDR 96. sh: 195).
    Dosya içeriğine göre davacı kıdem tazminatı ve işçilik alacaklarını talep etmiş, davalı davayı dava dışı Konbel limitet şirketine ihbar etmiş, mahkemece 186,27 YTL kıdem tazminatının davalıdan tahsiline, ihbar edilen yönünden davanın reddine ve ihbar edilen şirket vekili yararına vekalet ücretine karar verilmiştir.
    Davalı vekili, kararı ihbar edilen yönünden davalı yönünden davanın reddine ve vekalet ücretine karar verilmesi nedeni ile kararı temyiz etmiş, mahkemece, hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı kapsamında kaldığı gerekçesi ile temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
    Davalı vekili bu kez ret kararının usule aykırı olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
    Her ne kadar dava ihbar edilen şirket yönünden hüküm kurulması ve lehine vekalet ücretine karar verilmesi usule aykırı ise de, hüküm altına alınan asıl alacak temyiz tarihi itibari ile 1.250,00 YTL lik kesinlik sınırı kapsamında kaldığı, feri olan vekalet ücretinin asıl alacağın temyiz miktarına bağlı olduğu, davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK.'un 427/2 ve 432/4 maddeleri uyarınca REDDİNE dair yerel mahkeme kararının yukarda belirtilen açıklamalara göre usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, anılan karar yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile kararın ONANMASINA, 22.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
     

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ