Geç
mi kaldık, yetiştirebilecek miyiz, hata yapmadan çıkabilecek
miyiz telaşını bir sayıda daha geride bırakıp üçüncü sayımızla
sizlere tekrar merhaba dedik. Dergi daha sizlere ulaşmadan dördüncü
sayının telaşına kapılmaktan da kendimizi alamadık.
Kendi
alanında marka olmuş, temel referans kaynağı haline gelmiş
yayınlar, bu yayınların mutfağında göz nuru döken,
okuyucunun çok fazla tanımadığı sessiz kahramanlar vardır.
Bunlardan birisini, yıllarca Petrol-İş Yıllıkları’nı çıkartan
İlyas Köstekli’yi kaybettik. Bu sayıda makalesini okuyacağınız
Aziz Çelik büyük bir kadirşinaslıkla makalesini İlyas Köstekli’nin
anısına notunu düşerek hepimizi duygulandırdı. Yayın
Kurulumuz 30 yılını sendikal araştırma ve eğitimlere veren,
kendisini değil eserlerini sürekli ön plana çıkartan İlyas Köstekli’yi
saygıyla anıyor, dergimizin bu sayısını onun anısına ithaf
ediyoruz.
Bu
sayımızın ilk makalesinde Fikret Şenses, University of
Washington İktisat Bölümü doktora öğrencisi Murat Koyuncu
ile birlikte hazırlamış oldukları “Kısa Dönem Krizlerin
Sosyoekonomik Etkileri: Türkiye, Endonezya ve Arjantin
Deneyimleri” başlıklı makalesinde kısa dönem ekonomik
krizlerin sosyoekonomik etkilerini Endonezya, Arjantin ve Türkiye
bağlamında ele almışlardır. Makalede; yazarlar krizlerin
etkilerinin ülkeden ülkeye farklılık göstermesinin yarattığı
güçlükleri dikkate alarak, krizlerin sosyoekonomik etkilerinin
belirlenmesine yönelik bir analitik çerçeve önerisi getirmişlerdir.
Çalışmada ağırlıklı olarak kısa dönem krizlerin en
belirgin sosyoekonomik etkilerinin neler olduğu, uygulamaya
konulan istikrar ve yapısal uyum politikalarının sosyal
politika araçlarını kapsam dışı bırakmasının nedenleri
irdelenmiştir.
Aziz
Çelik, “AB Ülkeleri ve Türkiye’de Gelir Eşitsizliği:
Piyasa Dağılımı-Yeniden Dağılımı” başlıklı
makalesinde, gelir dağılımının düzeltilmesi sorununa
liberalizmin kayıtsız kalmasının piyasanın çöküşünü ve
devlet müdahalesini beraberinde getirdiğini, 20. yüzyılın
ikinci yarısından sonra ise “bırakınız yapsınlar” görüşünü
temel alan piyasa yaklaşımının yeniden gündeme getirildiğini
belirterek, gelir eksikliği kavramını, gelir eksikliğini ölçme
yöntemlerini açmış, küresel gelir eşitsizliğini kronolojik
olarak ortaya koymuştur.Çelik,
çizdiği bu teorik çerçeve içerisinde, DİE ve DPT bulgularından
hareketle Türkiye’deki gelir eşitsizliğini irdeleyip,
“gelir eşitsizliği, sosyal devlet ve kapitalizm modelleri başlığı
altında sosyal devlet yoluyla gelir eşitsizliğine müdahalenin
sonuçlarını irdeleyip, sosyal devlet çözülüyor mu sorusunu
tartışmaya açmıştır.
Nilgün
Tunçcan Ongan, “Esneklik Yaklaşımının İstihdam Hacmi Açısından
Değerlendirilmesi” başlıklı makalesinde esnek istihdamın öncelikle
esnekliğin dışsal boyutunda kendisini gösterdiğini, belirli süreli
akit sisteminin yaygınlaşması eğilimi doğurduğunu, belirli süreli
iş sözleşmeleriyle ise güvensizlik ve güvencesizlik unsurlarının
ön plana çıktığını, bu olgunun, belirli süreli iş sözleşmeleri
aracılığıyla koruyucu önlemlerin dışına çıkıldığından
hareketle eleştirildiğini, buna karşılık ise gerçek iş güvencesinin
“istihdam edilebilirlikle” kendisini göstereceğinin
savunulduğunu ortaya koyduktan sonra, liberal esneklik anlayışının
ileri sürdüğü, esnekliğin istihdam artışının ön koşulu
olduğu tezinin ne ölçü de isabetli olduğunu Avrupa ülkeleri
deneyimi ve bir dizi ampirlik bulgu ışığında değerlendirmiştir.
Yüksel
Akkaya, yoksulluğu küreselleşme ve sendikasızlaştırmaya
etkileri içerisinde değerlendirdiği “’Küreselleşme’
Versus Sendikasızlaştırma ve Yoksullaştırma” başlıklı
makalesinde, yoksulların kapitalist üretimin kendisini
zorlanmadan yeniden üretebilmesinde yedek sanayi ordusu işlevi gördüklerine
dikkati çekerek, küreselleşme sürecinde sendikalı işçilerin
ve yoksulluğun azalmasının rastlantısal olmadığını, “küreselleştir,
sendikasızlaştır, yoksulaştır” denkleminin sonucu olduğunu
belirterek, sendikalı işçi sayısındaki yıllar itibariyle düşüşle
yoksulluğun aynı tarihsel kesitteki artışlarını karşılaştırmalı
olarak incelemiştir.
Dergimizin
iş hukuku bölümünde ise Devrim Ulucan, alt işveren konusunda
yapmış olduğu karar incelemesinde, 4857 sayılı yasanın 2. md.
düzenleme sonrasında “alt işveren” ve muvazaa kavramını
incelemiştir. Ulucan, karar incelemesinde uygulamada işçi kirası
niteliğinde olan, fakat hukuken alt işveren ilişkisi içerisinde
gösterilmeye çalışılan veya geçici iş ilişkisi olarak
nitelendirilen yasa dışı çalışma türlerine rastlanıldığını
belirttikten sonra inceleme konusu yapılan kararda Yargıtay’ın
“daha önceki kararlarından ayrılarak özelliği bağlamında
olayı asıl işveren-alt işveren ilişkisi içerisinde değil, işçi
kiralaması olarak” nitelendirilmesinin önemini vurgulamıştır.
Dergimizin
bu sayısında İş ve Sosyal Güvenlik Hukukuna ilişkin Hukuk
Genel Kurul’u ve Yargıtay kararlarına, yabancı mahkeme
kararlarına yer verilmeye devam edilmiş, yeni çıkan kitaplar,
kitap kapakları konularak tanıtılmıştır.
Üçüncü
sayımızda bizimle bu serüveni yaşayan, dergimize makale gönderen,
hakem olarak makaleleri değerlendiren, eleştirilerini gönderen,
derginin mutfağında çalışan kısaca zamanını, emeğini
veren herkese teşekkür ediyor, dördüncü sayıda yeniden buluşmayı
diliyoruz.